Ziyaretçi Defteri
Videolar
Gündem
 
LinkedIn / Twitter
Fotoğraf Galerisi
Tokat Resimleri
Ziyaretçi Sayısı

188422

     

HOCALI KATLİAMININ YARALARI SARILMADI



26 Şubat Hocalı katliamı anma günü nedeniyle Milliyetçi Hareket Partisi Tokat Milletvekili Reşat Doğru TBMM söz alarak hala katliamın yaralarının sarılmadığını ve oradaki Türklerin çok ağır şartlar altında yaşamaya çalıştıklarını anlattı. Doğru sözlerine şöyle devam etti.

"Günümüzde özgürlük, insan hakları, demokrasi insanlığın ihtiyaç duyduğu temel özlemleridir. İnsanlık tarihinde ne yazık ki yüz kızartıcı bu suçların sayfası az da değildir. İşte, bunlardan bir tanesi de 26 Şubat 1992 günüdür. Bu gün, Türk dünyası ve Azerbaycan için çok acılı bir gündür. 26 Şubat 1992 tarihinde, Ermenilerin, Rusların desteğiyle beraber Azerbaycan'ın Hocalı kentinde büyük bir saldırı gerçekleştirilmiş olduğu ve sivil halka da katliam yapmış olduğu görülür. Bu katliamda, öyle enteresandır ki, o gün çocuklar, kadınlar, yaşlı insanlar yani soyuyla ilgili tüm insanların katledilmiş olduğunu ve öldürülmüş olduğunu görürsünüz. Yaklaşık olarak 613 Azeri Türkü orada katledilmiştir. Bu katledilen insanların 83'ü çocuk, 106'sı da kadındır ve bu insanlar, ne yazık ki işkence yapılarak öldürülmüştür.

Bu gün Azerbaycan topraklarının üçte biri maalesef işgal altındadır. Bu topraklar içerisinde, Karabağ, Şusa, Hankendi gibi kentler neredeyse tamamen Türklerden arındırılmış durumdadır. Bu esas, öz toprakların sahipleri olan Azerbaycan Türkleri ise maalesef bu topraklardan sürülmüş ve Azerbaycan'ın çeşitli yerlerinde çok zor şartlar altında yaşamaktadırlar. Yaklaşık olarak 1 milyon Azerbaycan Türkü "onlara kaçkın deniyor" bu kaçkın, garip insanlar, insanlar, maalesef çok zor şartlar altında, Baku'nün reyonlarında veyahut da Azerbaycan'ın diğer topraklarında, çok ama çok ağır şartlar içerisinde yaşamaktadır.

Bir Türk olarak o insanlara sahip çıkmak mecburiyetindeyiz. Onların dertlerini kendimiz de dert edinmek, onlara ne yapılması gerekiyorsa, dün nasıl yardım etmişsek bugün de yardım etmek zorundayız.

Bu topraklar Ermeniler tarafından işgal altındadır. İşgal esnasında bölgeden zorla atılan Türkler de "Acaba topraklarımıza ne zaman döneceğiz?" diye özlemle beklemektedirler, acıları da her gün derinleşmekte ve de artmaktadır. Ancak modern dünya, her şeye karışan sivil toplum örgütleri bu durumu görmemekte veyahut da görmezlikten gelmektedir. Dünyada bırakın insan haklarını, hayvan haklarını savunanlar bile bu mahzun, garip, fakir insanların problemlerine maalesef sahip çıkmamaktadırlar.

Burada bizim aklımıza, konu Türkler ve Türk dünyası olunca Batı'nın nasıl ikiyüzlü, riyakâr olduğu da gelmektedir. Dünya insan hakları konusunda maalesef duyarsız kalmıştır. Onlar duyarsız kalıyor diye bizlerin de duyarsız kalmaması gerekir. Bugün Hükümetin bu konularda çok ciddi olarak düşünmesi ve bu yönde hareket etmesi gerekmektedir. Ermenistan ile karşılıkla anlaşmalar maalesef imzalanmaya çalışılmıştır, ikili ilişkiler geliştirilmeye çalışılmıştır, sınır kapıları maalesef karşılıklı olarak açılmaya çalışılmıştır. Bunların hiçbirisi doğru değildir. Çünkü her zaman söylenen biz bir millet, iki devletiz, her türlü üzüntü ve sevinçlerimizde beraber olmak mecburiyetindeyiz.

Milletimize her zaman, her yerde saldıran bu devlet tanınmamalı ve yaptığı katliamların da mutlaka hesabı sorulmalıdır. Bırakın Kurtuluş Savaşı esnasındaki saldırılarını, Hocalı katliamının kanı daha kurumamıştır. Katliam yapan bu devletten mutlaka hesap sorulmalıdır ancak enteresandır o katliamı yapan insanların birçoğu şu anda Ermenistan devletini yönetmektedir ve sorumluluklarının da maalesef şu anda bilinci içerisinde değillerdir ama mutlaka onlardan bu Hocalı katliamının hesabı sorulmalı ve mutlaka onlar da hesap vermelidir.

Bu insanlık dışı uygulamayı yapanlardan hesap sorulmazsa bizler de buna seyirci kalanlar da insanlık suçu işlemiş olmaz mıyız? Sonuçta, Ermenistan hesap vermeden, işgal ettiği topraklardan çekilmeden, göçe gönderilen insanlar geri dönmeden, zararları karşılanmadan Türkiye olarak ikili ilişkilerimizi başlatmamız ve geliştirmemiz hiçbir zaman doğru olmayacaktır. Bunun aksi yapılması ülkemizi Türk dünyasının gözünde çok düşürecektir. Bunlar ileride tamiri mümkün olmayan olaylara sebep olacaktır. Bütün Türk dünyası, ülkemiz hakkında yanlış karar ve düşüncelere sahip olacaktır, bu da maalesef çok ağır bir sorumluluk oluşturur.

13 Şubat 2008 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisine 26 Şubat 1992 günü Ermenilerin Azerbaycan Hocalı kentinde yapmış olduğu katliamın katliam olarak tanınması, 26 Şubatın "Hocalı Katliamını Anma Günü" olarak kabul edilmesine ilişkin kanun teklifim Meclis gündeminde ve 37'nci madde gereği kabul edilmesine rağmen hâlen kanunlaşmamıştır. Bu teklif en kısa zamanda kabul edilmeli ve dünyaya sunulmalıdır; bu, bütün milletvekillerimiz için tarihî bir görevdir."dedi

     
Seçim Beyannamesi
 
 
Anket